Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası Eskişehir İl Başkanı Uğur Özatak: “Yeni rektör sağlık işçisini görmeli, çalışanın sesini duymalı”

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde yeni rektörün kim olacağına ilişkin tartışmalar sürerken Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası Eskişehir İl Başkanı Uğur Özatak, herhangi bir adayı desteklemediklerini açıkladı. Sağlık işçisinin yalnızca birkaç meslek grubundan ibaret olmadığını vurgulayan Özatak, yeni yönetimden çalışma barışı, adalet, sahayla doğrudan iletişim ve emeğe değer veren bir yaklaşım beklediklerini belirterek sağlık çalışanlarının taleplerini sıraladı.

Ağustos 12, 2026 - 20:29
Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası Eskişehir İl Başkanı Uğur Özatak: “Yeni rektör sağlık işçisini görmeli, çalışanın sesini duymalı”

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde yeni rektörün kim olacağına yönelik değerlendirmeler devam ederken, Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası Eskişehir İl Başkanlığı da üniversite hastanesinde görev yapan sağlık işçilerinin beklentilerini kamuoyuyla paylaştı. İl Başkanı Uğur Özatak, sendikanın herhangi bir rektör adayını desteklemediğini ve isim önermediğini belirterek, “Bizim meselemiz kişiler değil, yeni dönemde nasıl bir yönetim anlayışının ortaya konulacağıdır.” dedi.

“Sağlık işçisini birkaç meslek grubuna indirgeyemezsiniz”

Sağlık işçisi kavramının dar bir meslek tanımı üzerinden ele alınmasına karşı çıktıklarını belirten Özatak, “Yıllardır özellikle altını çizdiğimiz bir konu var. Sağlık işçisini birkaç meslek grubuna indirgemeye, küçümsemeye ve olduğundan daha dar bir çerçevede göstermeye çalışan bir anlayış var. Bunu kabul etmiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Üniversite hastanesinde 4/D işçi statüsünde çok sayıda çalışanın farklı görevlerde hizmet verdiğine işaret eden Özatak, bu kapsamda hemşire, laborant, tekniker, teknisyen, hastabakıcı, sekreter ve temizlik çalışanlarının yanı sıra farklı alanlarda görev yapan sağlık işçilerinin bulunduğunu kaydetti.

Çalışanların eğitim düzeylerinin de birbirinden farklı olduğuna dikkati çeken Özatak, sağlık işçileri arasında üniversite ve yüksek lisans mezunlarının da bulunduğunu belirtti. Özatak, “Eğitim düzeyi, mesleği ve yaptığı iş birbirinden farklı çok büyük bir çalışan kitlesinden söz ediyoruz. Sağlık işçisi dediğimiz zaman birkaç meslek grubunu sayıp geçemezsiniz. Sağlık işçisi hastanenin her alanında var.” açıklamasında bulundu.

Özatak, hastanedeki farklı görevlerde çalışan işçilerin tamamının vatandaşlara sunulan sağlık hizmetinin bir parçası olduğunu vurgulayarak, “Bu insanların tamamı yurttaşın sağlığı için verilen hizmetin içerisinde emek veriyor.” dedi.

Çalışma koşulları ve sosyal haklara dikkat çekti

Uzun yıllardır hastanede çalışan ve sendikal faaliyet yürüten biri olarak sağlık işçilerinin karşılaştığı sorunları yakından bildiğini ifade eden Özatak, ekonomik koşullar ile çalışma hayatındaki sorunların birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini söyledi.

Özatak, “Bugün ekonomik şartlar, çalışma koşulları, iş yükü, sosyal haklar ve çalışma barışı sağlık işçisi açısından birbirinden ayrı düşünülemez. Sağlık hizmetinin kalitesini konuşuyorsak, bu hizmeti üreten insanların şartlarını da konuşmak zorundayız.” ifadelerini kullandı.

“Tıp kökenli bir rektör önemli avantaj sağlayabilir”

Yeni rektörün sağlık hizmetlerinin sahadaki gerçeklerini bilen bir yönetici olmasını önemsediklerini kaydeden Özatak, rektörün mesleki geçmişine ilişkin beklentilerini de dile getirdi.

Özatak, “Tıp kökenli ve sağlık hizmetlerinin içinden gelen bir rektörün önemli bir avantaj sağlayacağını düşünüyorum. Ancak sadece tıp kökenli olmak da yeterli değil.” değerlendirmesinde bulundu.

Yeni rektörün hangi meslek grubundan geldiğinden bağımsız olarak çalışanlarla doğrudan iletişim kurmasının önemli olduğunu belirten Özatak, yönetim anlayışının sahaya ve çalışanların sorunlarına temas etmesi gerektiğini vurguladı.

Özatak, “Hangi meslekten gelirse gelsin, yeni rektörün çalışanı dinleyen, sahaya inen, sorunları doğrudan çalışanlardan dinleyen ve emeğe değer veren bir yönetici olması gerekiyor. Çünkü çalışanı görmeden, onun sorunlarını bilmeden ve sahadaki gerçekleri dinlemeden sağlıklı bir yönetim anlayışı oluşturulamaz.” dedi.

“Ayrıcalık değil, emeğimizin karşılığını istiyoruz”

Sağlık işçilerinin beklentisinin herhangi bir çalışan grubunun önüne geçmek olmadığını vurgulayan Özatak, taleplerini “Biz ayrıcalık istemiyoruz. Kimsenin önüne geçmek istemiyoruz. Emeğimizin karşılığını, adil bir yönetimi, çalışma barışını ve insanca çalışma koşullarını istiyoruz.” sözleriyle aktardı.

Yeni rektörün kim olacağından bağımsız olarak sendikanın beklentilerinin değişmeyeceğini belirten Özatak, sağlık hizmetlerini bilen, çalışanları dinleyen, emeğe değer veren ve üniversite hastanesindeki çalışma koşullarını sahada görebilen bir yönetim anlayışı istediklerini kaydetti.

“Sağlık işçisini görün, çalışanın sesini duyun”

Yeni rektöre yönelik mesajını da paylaşan Özatak, “Sağlık işçisini görün. Çalışanın sesini duyun. Emeğini görün. Sorunlarını dinleyin.” ifadelerini kullandı.

Hastanenin gücünün yalnızca fiziki ve teknolojik imkanlardan oluşmadığını vurgulayan Özatak, “Bu hastanenin gerçek gücü sadece binaları, cihazları veya makamları değil; burada her gün emek veren insanlardır.” dedi.

Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası Eskişehir İl Başkanlığının sağlık işçilerinin haklarını savunmayı, yaşanan sorunları gündeme taşımayı ve çözüm için mücadele etmeyi sürdüreceğini belirten Özatak, “Kim atanırsa atansın, bizim tarafımız belli: Biz sağlık işçisinin tarafındayız.” ifadelerini kullandı.

Ajans Expres Gazetesi