Eskişehir Ekoloji Derneği Başkanı Filiz Fatma Özkoç: “Alpu Ovası Türkiye için kıymetli bir bölge”

Eskişehir’de Doğa ve Yaşam Platformu, Alpu Esence’de yapılması planlanan altın ve gümüş maden ocağı projesine karşı itiraz dilekçesi kampanyası başlattı. Eskişehir Ekoloji Derneği Başkanı Filiz Fatma Özkoç, toplanan dilekçelerin Eskişehir Valiliğine sunulacağını açıklarken, Yönetim Kurulu Üyesi Cevat Aydemir ise Alpu Ovası başta olmak üzere kentteki tarım ve yaşam alanlarının korunması için mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti.

Ağustos 11, 2026 - 20:51
Eskişehir Ekoloji Derneği Başkanı Filiz Fatma Özkoç: “Alpu Ovası Türkiye için kıymetli bir bölge”

Eskişehir’de Doğa ve Yaşam Platformu, Alpu ilçesine bağlı Esence bölgesinde yapılması planlanan altın ve gümüş maden ocağı projesine karşı itiraz dilekçesi kampanyası başlattı. Kampanyaya ilişkin açıklama yapan Eskişehir Ekoloji Derneği Başkanı Filiz Fatma Özkoç, standın salı ve cumartesi günleri açılacağını ve dilekçelerin 15 gün boyunca toplanacağını bildirdi.

Özkoç, kampanyada toplanan dilekçelerin Eskişehir Valiliğine teslim edileceğini belirterek, “Bugün başladık dilekçelerimizi toplamaya. Bu standımız haftanın salı ve cumartesi günleri olacak burada ve 15 gün sürecek. Biz topladığımız bu imzaları valiliğe sunacağız. Valilik de ilgili yerlere gönderecek.” dedi.

“HALKIN KATILIMI TOPLANTISI YAPILMADI”

Kampanyanın gerekçelerini anlatan Özkoç, 22 Temmuz’da Alpu Esence’de gerçekleştirilmesi planlanan halkın katılımı toplantısını hatırlattı. Bölge halkının projeye karşı çıktığını söyleyen Özkoç, “22 Temmuz'da Alpu Esence'de halkın katılımı toplantısı yapıldı. Halkın katılımı toplantısı yapıldı derken aslında toplantı yapılmadı. Çünkü oradaki bölge halkı kendi bölgelerinde, yörelerinde bu altın gümüş maden ocağını istemiyorlar.” ifadelerini kullandı.

Şirket yetkililerinin proje hakkında bilgilendirme yapmak istediğini ancak vatandaşların tepki göstermesi üzerine toplantının gerçekleştirilemediğini aktaran Özkoç, toplantı sürecine ilişkin tutanakların kendilerine verilmediğini söyledi.

Özkoç, “Şirket de bilgilendirmek istedi ama halk buna tepki gösterdi ve toplantı yapılmadı. Şimdi toplantı yapılmadı ama oradaki Bakanlık yetkilileri, İl Müdürlüğü yetkilileri tutanak tutması gerekiyordu. Tutanak tuttular fakat bizlere, yani oradaki bölge halkına, sivil toplum örgütlerine, yani o toplantıya katılanlara tutanakları teslim etmediler. Biz de bu tutanakları istiyoruz. Çünkü bizim en doğal hakkımız, acaba o tutanakta ne yazdılar.” diye konuştu.

“8 YILDA TOPLAM 335 MİLYON TON KAZI ÇIKACAK”

Projenin büyüklüğüne ilişkin bilgiler paylaşan Özkoç, ruhsat alanının yaklaşık 20 bin dönüm olduğunu ifade etti. Projede kırma, öğütme ve eleme işlemlerinin yapılacağını, çıkarılan cevherin ise işlenmek üzere Sivrihisar’ın Kaymaz bölgesine taşınacağını kaydetti.

Özkoç, “Çıkarılacak kazı, cevher daha sonra Sivrihisar'ın Kaymaz ilçesinde işlenecek. Yani orada siyanürlü işlem yapılacak. Fakat çıkacak kazı miktarı, 8 yıl bir projeye ömür biçmişler. Ama biliyorsunuz şirketler girdikten sonra bu 8 yılla kalmıyor, kapasite artışına gidiyorlar, bu süreyi uzatıyorlar.” dedi.

Proje kapsamında öngörülen kazı miktarına dikkati çeken Özkoç, “8 yılda toplam 335 milyon ton kazı çıkacak. Bu kazı içinde 8 milyon küsurü Kaymaz'a taşınacak, orada işlenecek.” ifadelerini kullandı.

“ALPU OVASI SADECE ESKİŞEHİR İÇİN KIYMETLİ DEĞİL”

Alpu Ovası’nın tarımsal niteliğinin korunması gerektiğini savunan Özkoç, bölgenin birinci derece büyük ova statüsünde olduğunu ve yoğun şekilde tarımsal üretim yapıldığını belirtti.

Özkoç, “Alpu Ovası sadece Eskişehir için kıymetli değil. 1. derece büyük ova statüsünde, tamamen tarımsal üretim gerçekleşiyor. Türkiye için kıymetli bir bölge. Oradaki insanlar üretimlerini, buğday, arpa, ayçiçek o şekilde gerçekleştiriyorlar.” dedi.

Projenin çevresel etkilerine ilişkin yeterli bilgi bulunmadığını ileri süren Özkoç, özellikle kullanılacak su miktarı ve suyun hangi kaynaktan temin edileceği konusunda belirsizlik olduğunu ifade etti.

Özkoç, “Proje bir ön ÇED raporu şeklinde. Projede hiçbir şekilde aydınlatıcı bir bilgi yok. Projede kullanılacak su miktarı belli değil. Nereden su kaynağını elde edecekler, onun bilgisi yok.” diye konuştu.

“ASIL TEHLİKE AĞIR METALLERDİR”

Madencilik faaliyetleri sonucunda ortaya çıkabilecek ağır metallere de değinen Özkoç, projenin uygulanacağı alanda siyanür kullanılmayacağını ancak çıkarılan cevherin Kaymaz’da işleneceğini belirtti.

Özkoç, “Özellikle siyanür kullanılmayacak ama Kaymaz'da kullanılacak, bir şey fark etmiyor. Burada altın gümüşle miktarda ağır metaller çıkıyor. Asıl problem olan orada ağır metaller. Şimdi bu ağır metaller yer altındayken masumken ama yer üstüne çıktığında havadaki oksijenle, suyla hepsi birer zehire dönüşüyor. Dolayısıyla asıl tehlike ağır metallerdir.” ifadelerini kullandı.

AYDEMİR ESKİŞEHİR’DEKİ MADEN PROJELERİNİ SIRALADI

Eskişehir Ekoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Cevat Aydemir de kentte farklı bölgelerde gündeme gelen maden projelerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sarıcakaya, Mihalgazi, Alpagut, Demirli ve Çukurhisar’daki süreçlere değinen Aydemir, bazı projelere ilişkin hukuki süreçlerin devam ettiğini söyledi.

Aydemir, “Sarıcakaya ile başladı, Alpagut ile devam etti. Alpagut'ta Cengiz Holding o kadar yıprandı ki süreç içerisinde, ismini, şirketin ismini değiştirmek zorunda kaldı. Montan oldu ama biz sonradan baktığımızda Montan'ın da aslında Cengiz ailesine ait olduğunu tespit etmiştik.” ifadelerini kullandı.

Sarıcakaya, Mihalgazi ve Alpagut bölgesindeki projeye ilişkin hukuki sürece değinen Aydemir, “Cengiz Holding'in projesi şu anda mahkemelik yani orada bir hukuki süreç devam ediyor. Orada kazanım elde etmiş sayılırız. Çünkü bilirkişi heyeti orada lehimize bir karar verdi ama sadece Mihalgazi, Sarıcakaya ile bitmiyor.” dedi.

DEMİRLİ VE ÇUKURHİSAR’DAKİ SÜREÇLERE DİKKAT ÇEKTİ

Demirli Mahallesi’ndeki bentonit maden ocağı kapasite artışı sürecini de değerlendiren Aydemir, bilirkişi heyetinin hazırladığı raporun kendi itirazlarını desteklediğini belirterek mahkemeden olumlu karar beklediklerini söyledi.

Aydemir, “Bir İliç, Demirli İliç olmasın diyerek yola çıkmıştık biz. Ama bilirkişi heyetinin orada yazmış olduğu, lehimize çıkan rapor sonucunda yine olay mahkemede olduğu için oradan da olumlu bir karar bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Çukurhisar’da çimento fabrikasına yönelik kalker ve kil madeni kapasite artışı konusunda da çalışma yürüttüklerini belirten Aydemir, buradaki sürecin henüz netleşmediğini ve bilirkişi incelemesinin yapılmadığını aktardı.

“VERİMLİ VE BEREKETLİ TOPRAKLARI SAVUNMAK İSTİYORUZ”

Alpu Ovası’ndaki tarımsal üretimin maden faaliyetlerinden olumsuz etkilenebileceğini savunan Aydemir, bölgede ayçiçeği, mısır, soğan, arpa ve buğday üretimi yapıldığını hatırlattı.

Aydemir, “Maden şirketleri ve holdingler gelip gözlerini ülkenin ve şehrimizin en verimli ve bereketli topraklarına dikince, Alpu Ovası'nda ayçiçeği, mısır, soğan, arpa, buğday gibi yaşam alanları, yaşamımızı doğrudan etkileyecek ürünlerin oradaki olumsuz anlamda etkilenmesine rol oynayacaklar.” dedi.

Maden projelerine karşı geniş katılımlı bir mücadele çağrısı yapan Aydemir, “Biz de tamamen verimli ve bereketli topraklarda bu holdinglerin öyle cirit atmasını, oradaki yaşam alanlarımızı ve oradaki tarım alanlarına müdahale etmesine karşı bir topyekün mücadele sergilemek istiyoruz. Bütün halkımızla birlikte, belediyeler, sivil toplum örgütleri, milletvekilleri, bütün siyasi örgütler, AKP dahil.” diye konuştu.

“BU TOPRAKLARI HEP BİRLİKTE SAVUNMALIYIZ”

AK Parti ve MHP’nin Eskişehir’deki teşkilatlarına yönelik eleştirilerde de bulunan Aydemir, siyasi partilerin maden projelerine ilişkin daha açık tutum ortaya koyması gerektiğini savundu.

Aydemir, “AKP oradan oy alıyorsa ama AKP milletvekilleri bu maden mücadelesine dair şimdiye kadar Eskişehir sınırları içerisinde tek bir cümle kurmuş değiller. AKP ve MHP il teşkilatları sadece Doğa ve Yaşam Platformunun sokağa çıktığı andan itibaren cümle kurmaya başladılar.” ifadelerini kullandı.

Alpu ve çevresinde yaşayan vatandaşların projeye karşı olduğunu ileri süren Aydemir, 22 Temmuz’daki toplantıda muhtarların da görüşlerini açıkladığını belirtti.

Aydemir, “Dediler ki muhtarlar, ‘Biz bu madene karşıyız ve bilgilenmek istemiyoruz.’ demişlerdi 22 Temmuz'da.” dedi.

Maden projelerine karşı mücadelelerini sürdüreceklerini vurgulayan Aydemir, “Bu toprakları hep birlikte savunmalıyız. Alpu, Alpagut, Demirli, Sarıcakaya, Çukurhisar bu halkın yaşadığı ve yaşamak zorunda olduğu topraklardır. Burada holdingler para kazanacak diye, kârlarına kâr katacak diye biz halkımızın yanında olmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Aydemir, “Muhtar istemiyor, halk istemiyor, şehirlerde, şehir merkezinde yaşayan sivil toplum örgütleri istemiyorsa o zaman iktidarın da maden şirketlerini çekip konuşması lazım. Çıkması lazım bu topraklarımızdan diye düşünüyoruz.” sözleriyle açıklamasını tamamladı

Ajans Expres Gazetesi