TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi: “Üretimin artması yetmez, üreticinin de kazanması gerekir”
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi, 2026 tarım sezonunu üretim miktarının yanı sıra su yönetimi, toprak verimliliği, iklim riskleri, bitki sağlığı, üretici geliri ve teknoloji başlıklarıyla değerlendirdi. Yönetim Kurulu Üyesi Gürol Kara, Eskişehir’de beş temel ürünün tarım arazilerinin yaklaşık yüzde 61,7’sini oluşturduğunu belirtirken, Şube Başkanı Selma Güder ziraat mühendislerinin tarımsal planlamanın merkezinde yer alması gerektiğini vurguladı.
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Gürol Kara, 2026 tarım sezonunun yalnızca üretim miktarları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek; verimlilik, su kullanımı, toprağın korunması, üreticinin geliri ve sürdürülebilirliğin birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.
Kara, “2026 tarım sezonuna sadece ne kadar üretim yapacağız diye bakmamalıyız. Ne kadar verimli üreteceğiz, ne kadar su kullanacağız, toprağımızı ne kadar koruyacağız, üretici ne kadar kazanacak ve bu üretimin sürdürülebilirliği nasıl sağlanacak.” ifadelerini kullandı.
“Üretimin artması yetmez, üreticinin de kazanması gerekir”
Tarımın artık yalnızca üretim miktarını artırma meselesi olmadığını kaydeden Kara, “Tarım; su yönetimi, toprak verimliliği, iklim değişikliği, bitki sağlığı, girdi maliyetleri, teknoloji ve üreticinin gelirinin birlikte değerlendirilmesi gereken stratejik bir alandır.” dedi.
2026 yılının ilk resmi bitkisel üretim tahminlerini değerlendiren Kara, buğday üretiminin 22,8 milyon ton, arpanın 9 milyon ton, ayçiçeğinin 2,3 milyon ton ve şeker pancarının yaklaşık 22 milyon ton olmasının beklendiğini, mısır üretiminin ise 8 milyon tona gerilemesinin öngörüldüğünü aktardı.
Üretim artışının tek başına yeterli bir başarı ölçütü olmadığını vurgulayan Kara, “Bu rakamlar bize önemli bir şey söylüyor. Üretim artırılabilir ancak asıl soru bu üretim artışının üreticinin gelirine ne kadar yansıyacağıdır. Çünkü tarımda başarı sadece tarladan alınan tonajla ölçülemez. Üreticinin o ürünü hangi maliyetle ürettiği ve hasat sonunda ne kadar kazandığı da en az verim kadar önemlidir.” diye konuştu.
Eskişehir tarımında su ve toprak vurgusu
Eskişehir açısından öncelikli konuların başında suyun geldiğini belirten Kara, üretim planlamasında ürün çeşidi ve ekim miktarının yanı sıra su tüketimi ile ekonomik değerin de dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Kara, “Artık hangi ürünü ne kadar ekelim sorusunun yanında hangi ürünü nerede, ne kadar su kullanarak ve hangi ekonomik değerle üretmeliyiz sorusunu da sormamız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Eskişehir’in tarımsal yapısında buğday, arpa, mısır, ayçiçeği ve şeker pancarının önemli yer tuttuğunu aktaran Kara, son karşılaştırılabilir resmi il verilerine göre işlenen tarım alanında buğdayın yaklaşık yüzde 40, mısırın yüzde 10, şeker pancarı ile yağlık ayçiçeğinin ise yaklaşık yüzde 4-5’er seviyesinde paya sahip olduğunu bildirdi.
Kara, Eskişehir’in yaklaşık 546 bin 200 hektarlık tarım arazisinin 337 bin hektarlık bölümünün söz konusu beş üründen oluştuğunu, bunun toplam tarım arazisinin yaklaşık yüzde 61,7’sine karşılık geldiğini ifade etti.
Bu nedenle tarımsal planlamada söz konusu ürünlerin su tüketimi, ekonomik getirisi ve iklim risklerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kara, bitki sağlığının da üretim planlamasının ayrılmaz bir parçası olduğunu kaydetti.
Hastalık ve zararlılara karşı düzenli arazi kontrolü
Eskişehir’de yaygın olarak yetiştirilen ürünlerde hastalık ve zararlı risklerine dikkati çeken Kara, şeker pancarında cercospora yaprak lekesi hastalığının uygun sıcaklık ve nem koşullarında ciddi risk oluşturabileceğini söyledi.
Mısırda empoasca yaprak piresi, yaprak kurtları ve iki noktalı kırmızı örümcek açısından dikkatli arazi kontrollerinin yapılması gerektiğini belirten Kara, buğdayda ise kök ve kök boğazı hastalıkları ile sarı pasın önem taşıdığını aktardı.
Kara, “Fusarium, rhizoctonia ve bipolaris gibi etmenlerin oluşturduğu hastalıklar verim ve kalite açısından ciddi sorunlara yol açabilir.” dedi.
Ayçiçeğinde özellikle mildiyö başta olmak üzere hastalıkların ve yaprakla beslenen yeşil yaprak kurdu gibi zararlıların erken dönemde takip edilmesi gerektiğini ifade eden Kara, mücadelede hastalık veya zararlı ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek yerine risklerin önceden belirlenmesinin önemine işaret etti.
“İlaçlamada başarının 4 D anahtarı büyük önem taşıyor”
Bitki korumada düzenli survey, doğru teşhis, doğru zamanlama ve entegre mücadelenin önemini vurgulayan Kara, “Bitki korumada en önemli unsur yalnızca kullanılan ilaç değildir. İlaçlamada başarının 4 D anahtarı diyebileceğimiz doğru ilaç, doğru zaman, doğru teşhis ve doğru uygulama çok büyük önem arz etmektedir.” ifadelerini kullandı.
Tarımda teknolojinin kullanımının giderek yaygınlaştığını belirten Kara, hassas tarım teknolojileri, uydu görüntüleri, drone uygulamaları, dijital takip sistemleri ve yapay zekanın üretimde daha fazla yer aldığını söyledi.
Kara, “Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin tarladaki gerçek durumu okuyacak ve bu veriyi doğru tarımsal karara dönüştürecek uzmanlara ihtiyacımız her zaman vardır.” dedi.
“Tarımın sorunlarını birbirimize aktarmak yerine birlikte çözüm üretmeliyiz”
Tarım politikalarında siyasi ayrım gözetilmeden ortak çalışma zemininin oluşturulması gerektiğini ifade eden Kara; TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, ziraat odaları, Tarım ve Orman Bakanlığı, kamu kurumları, üniversiteler, araştırma kuruluşları, özel sektör ve üreticilerin aynı hedef doğrultusunda hareket etmesi gerektiğini kaydetti.
Kara, “Tarımın sorunlarını birbirimize aktarmak yerine birlikte çözüm üretmeliyiz. Üretici tarlasındaki problemi anlatmalı. Ziraat mühendisi bilimsel çözümü ortaya koymalı. Üniversite araştırma desteğini vermeli. Kamu doğru politikayı oluşturmalı. Özel sektör ise teknoloji ve yenilikleri sahaya taşımalıdır.” diye konuştu.
2026 yılında bazı temel ürünlerde beklenen üretim artışını olumlu karşıladıklarını belirten Kara, “Ancak gerçek başarı yalnızca üretim rakamlarının yükselmesi değildir. Üretici kazanıyorsa, topraklarımız korunuyorsa, su kaynaklarımız sürdürülebiliyorsa, tüketici güvenilir gıdaya ulaşabiliyorsa ve gençler tarımda geleceği görebiliyorsa başarılı bir tarımdan söz edebiliriz.” ifadelerini kullandı.
Güder: “Ziraat mühendisleri tarımın şekillenmesinde ortak nokta”
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder de kamuda, özel sektörde, zirai ilaç ve tohum bayilerinde çalışan ziraat mühendislerinin sosyal hakları, mesleki itibarı ve iş imkanlarının geliştirilmesi için çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti.
Güder, “Bizler Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi olarak ziraat mühendisliği yapan gerek kamuda, gerek özel sektörde, gerek zirai ilaç ve tohum bayilerimizde her yerdeki meslektaşlarımızın sosyal haklarını, itibarını, iş imkanlarını, bunların üst seviyede olması için mücadelemizi veriyoruz ve vermeye devam edeceğiz.” dedi.
Ziraat mühendisliğinin yalnızca tek bir teknik alandan ibaret olmadığını ifade eden Güder; tarla bitkileri, bahçe bitkileri, tarım ekonomisi, peyzaj ve zootekni gibi farklı bilim dallarının mesleğin çalışma alanları içerisinde bulunduğunu kaydetti.
“Her şey tarlada başlıyor ve tarlada bitiyor”
Gıda güvenliğinin doğrudan tarımsal üretimle bağlantılı olduğuna işaret eden Güder, “Gürol Bey de anlattı, her şey tarlada başlıyor ve tarlada bitiyor. Gıda güvenliği diye her yerde her geçen gün pek çok sizler de içindesiniz, insan olarak hepimiz içindeyiz.” ifadelerini kullandı.
Uydu sistemleri, drone teknolojileri ve diğer dijital uygulamaların tarım sektörüne girdiğini belirten Güder, teknolojiden sağlanan verilerin sahada doğru biçimde değerlendirilmesinde ziraat mühendislerinin rolüne dikkati çekti.
Güder, “Artık tarıma da teknoloji girdi. İşte bunların okunması ve o toprağın sesini, toprağın neminden başlayarak nasıl olduğunun anlaşılması sadece ve sadece ziraat mühendisleri sayesindedir.” dedi.
Tarımın geleceğinin ortak akılla şekillendirilmesi gerektiğini vurgulayan Güder, “Burada ortak nokta ziraat mühendisi olup tarımın şekillenmesinde ardından diğer ilgili yerler gelmek durumundadır. Burada da bir ortak akıl olayı var.” ifadelerini kullandı.
Ajans Expres Gazetesi