Ekonomistler Uyardı: “Türkiye’de Yaşanan Yoksulluk Geçici Bir Kriz Değil, Bilinçli Politik Tercihlerin Sonucudur”
Ekonomistler ve sosyal politika uzmanları, Türkiye’de derinleşen yoksulluğun geçici bir ekonomik kriz olarak değerlendirilemeyeceğini belirtiyor. Yapılan değerlendirmelerde, mevcut ekonomik tablonun ideolojik tercihlerle şekillenen, kalıcı ve yapısal bir modele dönüştüğü, yoksulluğun ise sistematik biçimde üretildiği vurgulanıyor.
Türkiye’de artan enflasyon, gelir dağılımındaki bozulma ve hanehalkı borçluluğu, ekonomi çevrelerinde yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. Uzmanlar, mevcut tabloyu “kriz” kavramıyla açıklamanın yetersiz kaldığını, yaşanan sürecin geçici bir bozulma değil, uzun süredir uygulanan politikaların sonucu olduğunu ifade ediyor.
“Bu Bir Arıza Değil, Tasarlanmış Bir Yapı”
Ekonomi çevrelerinde yapılan değerlendirmelerde, karar alma süreçlerinin teknik ve rasyonel zeminden uzaklaştığına dikkat çekiliyor. Ekonomistler, “Ekonomi bilimsel verilerle, öngörülebilir modellerle yönetilmesi gereken bir alandır. Ancak uzun süredir analiz yerine söylem, planlama yerine günü kurtarma refleksi öne çıkıyor.” görüşünü dile getiriyor.
Orta Sınıf Eriyor, Sosyal Hareketlilik Duruyor
Uzmanlara göre, uygulanan politikalar yalnızca yüksek enflasyonla sınırlı bir sonuç doğurmadı. Orta sınıfın giderek zayıfladığı, eğitim sisteminin yoksulluktan çıkış aracı olmaktan uzaklaştığı ve genç kuşaklar için geleceğin belirsizleştiği belirtiliyor. Bu durumun, toplumsal yapıda kalıcı bir çözülmeye yol açtığına işaret ediliyor.
Borçlanma Hayatta Kalma Aracına Dönüştü
Kredi kartı kullanımı, hanehalkı borçluluğu, gıda fiyatları ve kira gelir dengelerine dikkat çeken uzmanlar, borçlanmanın artık yatırım ya da refah artırıcı bir araç olmaktan çıktığını vurguluyor. Ekonomistler, “Sosyal devletin doldurması gereken boşluğu bankalar dolduruyor. Ancak bu, yüksek faizle gerçekleşiyor.” değerlendirmesinde bulunuyor.
“Toplum Yoksulluğun Sürekliliğine Alıştırıldı”
Daha çarpıcı uyarılardan biri ise yoksulluğun normalleştirilmesi üzerine yapılıyor. Uzmanlar, beklentilerin bilinçli biçimde düşürüldüğünü, refah talebinin değersizleştirildiğini ve toplumun daha kötü koşullara adapte edilmeye çalışıldığını savunuyor.
Onurlu Yaşam Vurgusu
Değerlendirmelerde, modern devletin temel sorumluluğunun yalnızca güvenlik sağlamak olmadığına dikkat çekiliyor. Ekonomistler, “Sorun sadece açlık değil; insan onuruna yakışır bir yaşam standardının geniş kesimler için erişilemez hale gelmesidir.” ifadesini kullanıyor.
Uzmanlar, Türkiye’de milyonlarca insanın bireysel hatalar nedeniyle değil, yıllar içinde yapılan ekonomik tercihler zinciri sonucunda fakirleştirildiğini vurgulayarak, bu sürecin kader ya da dış etkenlerle açıklanamayacağını kaydediyor.
Ajans Expres Gazetesi
Tepkiniz Nedir?