Türkiye Çevre Platformu: “Yeryüzünün gerçek güvenliği silah depolarında değil yaşayan ormanlarda ve temiz sularda kurulacaktır”
Türkiye Çevre Platformu, NATO zirvesine ilişkin yayımladığı açıklamada artan silahlanma harcamalarının iklim kriziyle mücadeleye ayrılması gereken kaynakları azalttığını belirterek, savaş politikaları yerine yaşamı ve doğayı önceleyen yaklaşımların benimsenmesini istedi. Platform, çevre hakkı, yaşam hakkı ve demokratik katılım ilkeleri doğrultusunda güvenlik politikalarının yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunurken, barışçıl ifade özgürlüğünün korunmasının önemine dikkat çekti.
Türkiye Çevre Platformu, 5 Temmuz 2026 tarihinde kamuoyuyla paylaştığı açıklamada, savaşların ve silahlanma politikalarının yalnızca insan yaşamını değil, doğal çevreyi de ağır biçimde tahrip ettiğini belirtti. Platform, ormanların, su kaynaklarının ve tarım alanlarının savaşların doğrudan etkileri nedeniyle zarar gördüğünü ifade ederek, ekolojik yıkım ile militarizm arasındaki ilişkinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.
“Savaşın olduğu yerde ekoloji yoktur.”
Açıklamada, “Doğanın düşmanı yalnızca rant politikaları değildir. Militarizm de doğanın en büyük yıkım güçlerinden biridir.” denildi. Platform, “Savaşın olduğu yerde ekoloji yoktur. Bombaların düştüğü yerde yaşam yeşermez.” ifadelerini kullanarak, silahlı çatışmaların en ağır sonuçlarını çocukların ve gelecek kuşakların yaşadığına dikkat çekti.
Türkiye Çevre Platformu, dünyanın karşı karşıya bulunduğu iklim krizine rağmen küresel kaynakların yaşamı korumaya değil, silahlanmaya ayrıldığını belirtti. Açıklamada, “Bugün insanlığın ihtiyacı daha fazla füze değil, daha fazla ormandır. Daha fazla savaş uçağı değil, temiz su kaynaklarıdır. Daha fazla askeri üs değil, korunan sulak alanlar, meralar ve doğal yaşam alanlarıdır.” ifadelerine yer verildi.
NATO Zirvesine İlişkin Değerlendirme
Platform, açıklamasında NATO'nun güvenlik anlayışının askeri güç ve caydırıcılık üzerine kurulu olduğunu belirterek, askeri bloklar arasındaki güç rekabetinin hem halklar hem de doğa üzerinde yıkıcı sonuçlar doğurduğunu savundu. Açıklamada, Türkiye'nin de üyesi olduğu askeri yapının genişlemesiyle birlikte artan silahlanma harcamalarının iklim kriziyle mücadeleye ayrılması gereken kaynakları azalttığı, savaş hazırlıklarının ise ekolojik tahribatı derinleştirdiği görüşü dile getirildi.
“Barışçıl ifade özgürlüğü güvence altında olmalıdır.”
Türkiye Çevre Platformu, çevreyi ve barışı savunan yurttaşlara yönelik gözaltı, tutuklama ve diğer yargısal işlemlere ilişkin kamuoyunda oluşan kaygıları paylaştığını belirtti. Açıklamada, “Çevreyi savunmak, barışı istemek, doğayı korumak suç değildir.” denilerek, “Demokratik toplumlarda eleştirel düşünce ve barışçıl ifade özgürlüğü güvence altında olmalıdır.” ifadeleri kullanıldı.
Platform, NATO zirvesi kapsamında yaptığı değerlendirmede; silahlanma yarışına değil iklim adaletine yatırım yapılmasını, savaş politikaları yerine yaşamı esas alan politikaların benimsenmesini, doğayı ve barışı savunanların sesinin bastırılmamasını ve Türkiye'de güvenlik politikalarının çevre hakkı, yaşam hakkı ile demokratik katılım ilkeleri çerçevesinde yeniden değerlendirilmesini talep etti.
Açıklamanın sonunda ise “Bir ağacın gölgesi, bir tankın gölgesinden daha değerlidir. Bir nehrin akışı, bir füzenin izinden daha kalıcıdır. Bir çocuğun geleceği, bütün savaş planlarından daha kıymetlidir.” ifadelerine yer verilerek, “Biz yaşamdan yanayız. Biz doğadan yanayız. Biz barıştan yanayız.” mesajı kamuoyuyla paylaşıldı
Ajans Expres Gazetesi