Ankara Üniversitesi’nden 1 Haziran Dünya Süt Günü Uyarısı: “Kapınıza Gelen Sütün Kaynağını ve Hikâyesini Sorgulayın”

1 Haziran Dünya Süt Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Ankara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ufuk Tansel Şireli ve Prof. Dr. Ebru Şenel Özkan, yaz aylarında açıkta satılan ve kaynağı belirsiz süt ürünlerinin halk sağlığı açısından risk oluşturduğunu belirtti. Uzmanlar, tüketicilere denetlenebilir ve izlenebilir süt ürünlerini tercih etmeleri çağrısında bulunurken, sosyal medyada yayılan “süt yaşlandırıyor” iddialarının da bilimsel verilerle desteklenmediğini vurguladı.

Haziran 2, 2026 - 21:17
Ankara Üniversitesi’nden 1 Haziran Dünya Süt Günü Uyarısı: “Kapınıza Gelen Sütün Kaynağını ve Hikâyesini Sorgulayın”

1 Haziran Dünya Süt Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Ankara Üniversitesi uzmanları, yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte yeniden gündeme gelen sokak sütü ve açıkta satılan süt ürünlerine ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Uzmanlar, özellikle sıcak havalarda kontrolsüz koşullarda satışa sunulan süt ve süt ürünlerinin ciddi sağlık riskleri taşıdığına dikkat çekti.

“Sokak Sütü Halk Sağlığı Açısından Kabul Edilebilir Bir Yöntem Değil”

Ankara Üniversitesi Gıda Hijyeni ve Teknolojisi Bölümü’nden Prof. Dr. Ufuk Tansel Şireli, kayıt ve denetime tabi olmayan sütlerin tüketiciye ulaşma sürecinin sorgulanması gerektiğini belirterek, “Kapınıza ve sokağınıza gelen sütün kaynağı ne? Çiftlikten size ulaşana kadar hangi sıcaklıkta taşınıyor? Ne kadar süre güneşte, açıkta bekliyor? Hangi koşullarda muhafaza ediliyor? Tüketicinin bu hususları mutlaka sorgulaması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Şireli, “Veteriner gıda hijyeni uzmanı olarak, açık ve kayıtsız şekilde satılan sokak sütünün halk sağlığı açısından kabul edilebilir bir yöntem olmadığını açıkça söylemem gerekir. Kaynağı, üretim koşulları, hijyen uygulamaları ve soğuk zinciri denetlenemeyen bir ürünün tüketiciye güvenli şekilde ulaştığını varsayamayız.” dedi.

Soğuk Zincir ve Gıda Güvenliği Vurgusu

Açıkta satılan sütlerde soğuk zincirin korunmasının çoğu zaman mümkün olmadığını kaydeden Şireli, “Çiğ süt uygun sıcaklıkta muhafaza edilmediğinde mikroorganizmalar çok hızlı çoğalabilir. Özellikle yaz aylarında bu süreç hızlanır ve açıkta satılan sütlerdeki mikrop sayısı hızla artar.” değerlendirmesinde bulundu.

Kayıtlı üretim yapan işletmelerde sütün çiftlikten fabrikaya kadar kontrollü sıcaklıkta taşındığını belirten Şireli, “Burada önce birçok yönden analiz edilir, uygun olan süt işlenir ve denetlenir. Ambalaj, aslında ürünün garanti belgesidir.” ifadelerini kullandı.

Pastörizasyon ve UHT işlemlerinin gıda güvenliği açısından kritik önem taşıdığını vurgulayan Şireli, “Kapınıza gelen sütün sadece fiyatını değil, hikâyesini de sorgulayın.” çağrısında bulundu.

“Süt Yaşlandırıyor” İddialarına Bilimsel Yanıt

Ankara Üniversitesi Süt Teknolojisi Bölümü’nden Prof. Dr. Ebru Şenel Özkan ise son dönemde sosyal medyada yer alan “süt yaşlandırıyor” yönündeki iddiaların bilimsel gerçeklerle örtüşmediğini söyledi.

Prof. Dr. Özkan, “Bilimsel çalışmalar süt ve süt ürünlerinin; kaliteli protein, süt yağı, kalsiyum, fosfor, B vitaminleri ve birçok temel besin öğesi açısından önemli bir kaynak olduğunu açık şekilde göstermektedir. Sosyal medyada dolaşan bazı iddialar ise bilimsel olguların yanlış yorumlanmasına dayanıyor.” dedi.

IGF-1 ve Galaktoz Tartışmaları

IGF-1 hormonu üzerinden yapılan değerlendirmelere de değinen Özkan, “IGF-1 kemik sağlığı, kas yapımı ve onarımı için gereklidir. Düşük IGF-1 seviyeleri, özellikle yaşlılarda daha yüksek kırık riskiyle ilişkilidir. Yani IGF-1’i doğrudan ‘zararlı bir hormon’ olarak nitelendirmek bilimsel açıdan doğru değildir.” ifadelerini kullandı.

Galaktozla ilgili iddiaların da bağlamından koparıldığını belirten Özkan, “Laboratuvar ortamında farelere çok yüksek dozda saf galaktoz verilerek yapay bir yaşlanma modeli oluşturulabiliyor. Ancak burada kullanılan dozlar, normal beslenme ile alınan miktarların çok üzerindedir. Güncel bilimsel verilere bakıldığında, insanlarda normal düzeyde süt tüketiminin yaşlanmayı hızlandırdığına dair güçlü klinik kanıt yoktur.” değerlendirmesinde bulundu.

Prof. Dr. Özkan, süt ve süt ürünlerinin dünya genelindeki beslenme rehberlerinde dengeli beslenmenin önemli bir parçası olarak yer almaya devam ettiğini vurguladı.

Ajans Expres Gazetesi