<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Ajans Expres Gazetesi &#45; : Köşe Yazısı</title>
<link>https://www.ajansexpres.com.tr/rss/category/kose-yazisi</link>
<description>Ajans Expres Gazetesi &#45; : Köşe Yazısı</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>Ajans Expres Gazetesi Copyright © Her Hakkı Haber Portalı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu&amp;apos;na %100 uygun olarak yayınlanmaktadır. Ajanslardan alınan haberlerin yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, ilgili ajansların bu yöndeki politikasına bağlı olarak önceden yazılı izin gerektirir.</dc:rights>

<item>
<title>Ekonomistler Uyardı: “Türkiye’de Yaşanan Yoksulluk Geçici Bir Kriz Değil, Bilinçli Politik Tercihlerin Sonucudur”</title>
<link>https://www.ajansexpres.com.tr/ekonomistler-uyardi-turkiyede-yasanan-yoksulluk-gecici-bir-kriz-degil-bilincli-politik-tercihlerin-sonucudur</link>
<guid>https://www.ajansexpres.com.tr/ekonomistler-uyardi-turkiyede-yasanan-yoksulluk-gecici-bir-kriz-degil-bilincli-politik-tercihlerin-sonucudur</guid>
<description><![CDATA[ Ekonomistler ve sosyal politika uzmanları, Türkiye’de derinleşen yoksulluğun geçici bir ekonomik kriz olarak değerlendirilemeyeceğini belirtiyor. Yapılan değerlendirmelerde, mevcut ekonomik tablonun ideolojik tercihlerle şekillenen, kalıcı ve yapısal bir modele dönüştüğü, yoksulluğun ise sistematik biçimde üretildiği vurgulanıyor. ]]></description>
<enclosure url="https://www.ajansexpres.com.tr/uploads/images/202601/image_870x_696e8c4baed7b.webp" length="49398" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 31 Jan 2026 09:42:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>HABER SEFİ</dc:creator>
<media:keywords>türkiye yoksulluk politikaları, ekonomik tercihler ve yoksulluk, hanehalkı borçluluğu türkiye, orta sınıfın erimesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de artan enflasyon, gelir dağılımındaki bozulma ve hanehalkı borçluluğu, ekonomi çevrelerinde yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. Uzmanlar, mevcut tabloyu “kriz” kavramıyla açıklamanın yetersiz kaldığını, yaşanan sürecin <strong data-start="717" data-end="790">geçici bir bozulma değil, uzun süredir uygulanan politikaların sonucu</strong> olduğunu ifade ediyor.</p>
<p></p>
<p data-start="815" data-end="1214"><strong data-start="815" data-end="861">“Bu Bir Arıza Değil, Tasarlanmış Bir Yapı”</strong><br>Ekonomi çevrelerinde yapılan değerlendirmelerde, karar alma süreçlerinin teknik ve rasyonel zeminden uzaklaştığına dikkat çekiliyor. Ekonomistler, “Ekonomi bilimsel verilerle, öngörülebilir modellerle yönetilmesi gereken bir alandır. Ancak uzun süredir analiz yerine söylem, planlama yerine günü kurtarma refleksi öne çıkıyor.” görüşünü dile getiriyor.</p>
<p data-start="1216" data-end="1601"><strong data-start="1216" data-end="1266">Orta Sınıf Eriyor, Sosyal Hareketlilik Duruyor</strong><br>Uzmanlara göre, uygulanan politikalar yalnızca yüksek enflasyonla sınırlı bir sonuç doğurmadı. Orta sınıfın giderek zayıfladığı, eğitim sisteminin yoksulluktan çıkış aracı olmaktan uzaklaştığı ve genç kuşaklar için geleceğin belirsizleştiği belirtiliyor. Bu durumun, toplumsal yapıda kalıcı bir çözülmeye yol açtığına işaret ediliyor.</p>
<p data-start="1603" data-end="1992"><strong data-start="1603" data-end="1646">Borçlanma Hayatta Kalma Aracına Dönüştü</strong><br>Kredi kartı kullanımı, hanehalkı borçluluğu, gıda fiyatları ve kira gelir dengelerine dikkat çeken uzmanlar, borçlanmanın artık yatırım ya da refah artırıcı bir araç olmaktan çıktığını vurguluyor. Ekonomistler, “Sosyal devletin doldurması gereken boşluğu bankalar dolduruyor. Ancak bu, yüksek faizle gerçekleşiyor.” değerlendirmesinde bulunuyor.</p>
<p data-start="1994" data-end="2296"><strong data-start="1994" data-end="2044">“Toplum Yoksulluğun Sürekliliğine Alıştırıldı”</strong><br>Daha çarpıcı uyarılardan biri ise yoksulluğun normalleştirilmesi üzerine yapılıyor. Uzmanlar, beklentilerin bilinçli biçimde düşürüldüğünü, refah talebinin değersizleştirildiğini ve toplumun daha kötü koşullara adapte edilmeye çalışıldığını savunuyor.</p>
<p data-start="2298" data-end="2592"><strong data-start="2298" data-end="2322">Onurlu Yaşam Vurgusu</strong><br>Değerlendirmelerde, modern devletin temel sorumluluğunun yalnızca güvenlik sağlamak olmadığına dikkat çekiliyor. Ekonomistler, “Sorun sadece açlık değil; insan onuruna yakışır bir yaşam standardının geniş kesimler için erişilemez hale gelmesidir.” ifadesini kullanıyor.</p>
<p data-start="2594" data-end="2834">Uzmanlar, Türkiye’de milyonlarca insanın bireysel hatalar nedeniyle değil, <strong data-start="2669" data-end="2751">yıllar içinde yapılan ekonomik tercihler zinciri sonucunda fakirleştirildiğini</strong> vurgulayarak, bu sürecin kader ya da dış etkenlerle açıklanamayacağını kaydediyor.</p>
<p data-start="2836" data-end="2962"></p><br><p><b>Ajans Expres Gazetesi</b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Antep Savunması’nın Koşan Kahramanı Tayyar Rahmi Hatun Cesaretiyle Direnişin Simgesi Oldu</title>
<link>https://www.ajansexpres.com.tr/antep-savunmasinin-kosan-kahramani-tayyar-rahmi-hatun-cesaretiyle-direnisin-simgesi-oldu</link>
<guid>https://www.ajansexpres.com.tr/antep-savunmasinin-kosan-kahramani-tayyar-rahmi-hatun-cesaretiyle-direnisin-simgesi-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Mondros Mütarekesi sonrası işgal edilen Antep’te halk direnişinin ön saflarında yer alan Tayyar Rahmi Hatun, çatışmalar sırasında cephane taşıyan, haber ulaştıran ve yaralıları kurtaran cesaretiyle hafızalara kazındı. 1920 yılında Antep Savunması sırasında şehit düşen Tayyar Rahmi, Gaziantep’in kadın direniş sembolleri arasında yer alıyor. ]]></description>
<enclosure url="https://www.ajansexpres.com.tr/uploads/images/202601/image_870x580_696e8c4a7d532.webp" length="43900" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>HABER SEFİ</dc:creator>
<media:keywords>tayyar rahmi hatun kimdir, antep savunması kadın kahramanları, gaziantep milli mücadele direnişi, tayyar lakabı nereden geliyor</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><br>Milli Mücadele yıllarında Gaziantep’te yürütülen şehir savunmasının simge isimlerinden biri olan <strong data-start="577" data-end="599">Tayyar Rahmi Hatun</strong>, işgal günlerinde gösterdiği cesaret ve atılganlığıyla halk direnişinin unutulmaz kadın kahramanları arasında anılıyor. Antep’in yalnızca askeri değil, açlık ve yoklukla da sınandığı bu dönemde Tayyar Rahmi, direnişin aktif unsurlarından biri oldu.</p>
<p></p>
<p data-start="850" data-end="1206"><strong data-start="850" data-end="900">İşgal Altında Bir Şehir, Ayakta Kalan Bir Halk</strong><br>Mondros Mütarekesi’nin ardından işgal edilen Antep’te, erkek-kadın demeden halk savunmaya katıldı. Şehir sokakları birer cepheye dönüşürken, Tayyar Rahmi Hatun da bu mücadelenin ön saflarında yer aldı. Kaynaklarda, çatışmalar sırasında geri çekilmek yerine ileri atılan isimlerden biri olduğu aktarılıyor.</p>
<p data-start="1208" data-end="1616"><strong data-start="1208" data-end="1246">“Tayyar” Lakabı Cesaretinden Geldi</strong><br>Tayyar Rahmi Hatun’un, çatışma anlarında bir sokaktan diğerine <strong data-start="1310" data-end="1393">koşarak cephane taşıdığı, haber ulaştırdığı ve yaralıları mevzilerden çıkardığı</strong> anlatılıyor. Düşman ateşi altındaki bu hareketliliği ve gözü pekliği, halk arasında kendisine <strong data-start="1488" data-end="1500">“Tayyar”</strong> lakabının verilmesine neden oldu. Bu lakap, onun atikliği ve cesaretinin doğal bir yansıması olarak kabul ediliyor.</p>
<p data-start="1618" data-end="2016"><strong data-start="1618" data-end="1657">Fiilen Çarpışan Bir Kadın Direnişçi</strong><br>Tayyar Rahmi, yalnızca lojistik destek sağlayan bir figür değil, <strong data-start="1723" data-end="1770">fiilen silah kullanarak çatışmalara katılan</strong> bir direnişçi olarak öne çıktı. Erkeklerle omuz omuza mevzilerde görev aldı, Antep’in savunmasına doğrudan katkı sundu. O günlerin Antep’i, bir şehirden çok bir cephe olarak tanımlanırken, Tayyar Rahmi bu cephenin onurlu neferlerinden biri oldu.</p>
<p data-start="2018" data-end="2310"><strong data-start="2018" data-end="2041">1920’de Şehit Düştü</strong><br>Tayyar Rahmi Hatun, 1920 yılında Antep Savunması sırasında şehit oldu. Ardında uzun bir yaşam öyküsünden ziyade, direnişin anlamını büyüten bir miras bıraktı. Hakkında sınırlı biyografik bilgi bulunmasına rağmen, adı Gaziantep’in yerel hafızasında yaşamayı sürdürüyor.</p>
<p data-start="2312" data-end="2649"><strong data-start="2312" data-end="2354">Gaziantep Hafızasında Yaşayan Bir İsim</strong><br>Bugün Tayyar Rahmi Hatun, Gaziantep’te anlatılan direniş hikâyelerinde, yerel bellekte ve anma çalışmalarında kadın cesaretinin simgelerinden biri olarak anılıyor. Antep Savunması’nın kadın kahramanları arasında yer alan Tayyar Rahmi, şehrin direncini temsil eden isimler arasında gösteriliyor.</p>
<p data-start="2651" data-end="2789"></p>
<p></p>
<p><b>Ajans Expres Gazetesi</b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Diyarbakır İl Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan Halkla Kurduğu Güven Bağıyla Şehrin Hafızasına Kazındı</title>
<link>https://www.ajansexpres.com.tr/diyarbakir-il-emniyet-muduru-ali-gaffar-okkan-halkla-kurdugu-guven-bagiyla-sehrin-hafizasina-kazindi</link>
<guid>https://www.ajansexpres.com.tr/diyarbakir-il-emniyet-muduru-ali-gaffar-okkan-halkla-kurdugu-guven-bagiyla-sehrin-hafizasina-kazindi</guid>
<description><![CDATA[ 1997 yılında Diyarbakır İl Emniyet Müdürü olarak göreve başlayan Ali Gaffar Okkan, klasik güvenlik anlayışının dışına çıkarak polis ile halk arasındaki mesafeyi azaltan çalışmalarıyla kentte geniş bir karşılık buldu. “Gaffar Baba” olarak anılan Okkan, 24 Ocak 2001’de uğradığı silahlı saldırıda beş polis memuruyla birlikte şehit edildi. ]]></description>
<enclosure url="https://www.ajansexpres.com.tr/uploads/images/202601/image_870x580_696e8c4a7d532.webp" length="43900" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sun, 25 Jan 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>HABER SEFİ</dc:creator>
<media:keywords>ali gaffar okkan kimdir, diyarbakır il emniyet müdürü okkan, gaffar baba neden sevildi, 24 ocak 2001 diyarbakır saldırısı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><br>Diyarbakır’da görev yaptığı süre boyunca yalnızca bir emniyet müdürü olarak değil, halkın güvenini kazanan bir kamu görevlisi olarak anılan <strong data-start="627" data-end="647">Ali Gaffar Okkan</strong>, şehirle kurduğu güçlü bağ sayesinde yerel hafızada özel bir yer edindi. Okkan, 1997 yılında Diyarbakır İl Emniyet Müdürü olarak göreve başladı.</p>
<p></p>
<p data-start="794" data-end="1123"><strong data-start="794" data-end="836">Güvenlik Anlayışında Yeni Bir Yaklaşım</strong><br>Göreve geldiği dönemde Diyarbakır’da güvenlik kaygılarının ve toplum-devlet arasındaki mesafenin belirgin olduğu bir tablo bulunuyordu. Ali Gaffar Okkan, bu süreci yalnızca operasyonel tedbirlerle değil, <strong data-start="1041" data-end="1100">halkla doğrudan iletişim kuran bir polislik anlayışıyla</strong> yönetmeyi tercih etti.</p>
<p data-start="1125" data-end="1475"><strong data-start="1125" data-end="1155">Polisi Halkın İçine Taşıdı</strong><br>Sokakta vatandaşla tokalaşan, esnafı dinleyen, çocuklarla sohbet eden bir emniyet müdürü profili çizen Okkan, kadın polislerin sahada daha görünür olmasına önem verdi. Polis-halk ilişkisini güçlendirmeyi hedefleyen sosyal projelere öncülük eden Okkan’ın bu yaklaşımı, kısa sürede Diyarbakır halkı tarafından benimsendi.</p>
<p data-start="1477" data-end="1796"><strong data-start="1477" data-end="1515">“Gaffar Baba” Lakabı Halktan Geldi</strong><br>Ali Gaffar Okkan’a Diyarbakır halkı tarafından verilen <strong data-start="1571" data-end="1588">“Gaffar Baba”</strong> lakabı, resmi bir unvandan değil, kurulan samimi bağdan kaynaklandı. Okkan’ın Diyarbakırspor’a verdiği destek, gençlere yönelik ilgisi ve kentle kurduğu gönül bağı, onu sıradan bir bürokratın ötesine taşıdı.</p>
<p data-start="1798" data-end="2194"><strong data-start="1798" data-end="1830">24 Ocak 2001’de Şehit Edildi</strong><br>Ali Gaffar Okkan, 24 Ocak 2001 tarihinde Diyarbakır’da uğradığı silahlı saldırı sonucu, beraberindeki <strong data-start="1933" data-end="1978">beş polis memuruyla birlikte şehit edildi</strong>. O gün Diyarbakır’da yalnızca bir emniyet müdürü değil, halkın sahiplendiği bir isim kaybedildi. Cenaze töreninde yaşanan yoğun katılım ve duygusal anlar, şehirde bıraktığı etkinin göstergesi olarak değerlendirildi.</p>
<p data-start="2196" data-end="2471"><strong data-start="2196" data-end="2215">Bıraktığı Miras</strong><br>Bugün Ali Gaffar Okkan’ın adı Türkiye’nin birçok kentinde okul, cadde ve parklarda yaşatılıyor. Ancak onu kalıcı kılan unsurun, <strong data-start="2344" data-end="2431">güvenliğin insan odaklı, iletişime dayalı ve samimi bir anlayışla sağlanabileceğini</strong> gösteren yaklaşımı olduğu vurgulanıyor.</p>
<p data-start="2473" data-end="2605"></p>
<p></p>
<p><b>Ajans Expres Gazetesi</b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Milli Mücadele’nin Sessiz Yük Taşıyıcısı Gamalı Fatma Cephe Gerisinin Omurgası Oldu</title>
<link>https://www.ajansexpres.com.tr/milli-mucadelenin-sessiz-yuk-tasiyicisi-gamali-fatma-cephe-gerisinin-omurgasi-oldu</link>
<guid>https://www.ajansexpres.com.tr/milli-mucadelenin-sessiz-yuk-tasiyicisi-gamali-fatma-cephe-gerisinin-omurgasi-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Kurtuluş Savaşı yıllarında cephe gerisinde cephane ve erzak taşıyan Anadolu kadınlarından biri olan Gamalı Fatma, omzundan düşmeyen yükleri sabitlemek için kullandığı “gama” iğnesiyle anıldı. Resmi kayıtlarda adı sınırlı yer alsa da Gamalı Fatma, Milli Mücadele’nin görünmeyen kahramanları arasında simge bir isim olarak hafızalarda yer edindi. ]]></description>
<enclosure url="https://www.ajansexpres.com.tr/uploads/images/202601/image_870x580_696e8c4a7d532.webp" length="43900" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 24 Jan 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>HABER SEFİ</dc:creator>
<media:keywords>gamali fatma kimdir, kurtuluş savaşı cephe gerisi kadınları, milli mücadele lojistik hattı, anadolu kadın kahramanları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><br>Milli Mücadele döneminde cephede verilen savaş kadar, cephe gerisinde yürütülen lojistik mücadelenin de hayati öneme sahip olduğu biliniyor. Bu görünmeyen mücadelenin simge isimlerinden biri olan <strong data-start="673" data-end="689">Gamalı Fatma</strong>, Anadolu yollarında taşınan cephane, erzak ve haberlerin sessiz taşıyıcıları arasında yer aldı.</p>
<p></p>
<p data-start="787" data-end="1182"><strong data-start="787" data-end="821">Omzundaki Yük Lakabına Dönüştü</strong><br>Gamalı Fatma, adını omzunda taşıdığı yükleri sabitlemek için kullandığı büyük iğneden, yani <strong data-start="914" data-end="927">“gama”dan</strong> aldı. Cephaneler, yiyecek bohçaları ve çeşitli malzemeler, bu basit ama işlevsel araçla omzuna bağlanarak kilometrelerce taşındı. Bu yük, yalnızca fiziksel bir ağırlık değil, cephedeki ordunun devamlılığı açısından hayati bir sorumluluk olarak görülüyor.</p>
<p data-start="1184" data-end="1572"><strong data-start="1184" data-end="1222">Anadolu Yollarında Sessiz Mücadele</strong><br>Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu’da ne düzenli yollar ne de ulaşım araçları bulunuyordu. Kağnılarla, yaya olarak ya da hayvan sırtında yapılan sevkiyatlarda kadınlar cephe gerisinin ana gücünü oluşturdu. Gamalı Fatma da <strong data-start="1445" data-end="1495">çamurlu yollar, diz boyu kar ve dondurucu ayaz</strong> altında görev yaparak bu hattın sürekliliğini sağlayan isimlerden biri oldu.</p>
<p data-start="1574" data-end="1992"><strong data-start="1574" data-end="1608">Binlerce Kadının Ortak Simgesi</strong><br>Gamalı Fatma’ya dair doğum tarihi, mezar yeri ve yaşamının sonuna ilişkin bilgiler net olarak bilinmiyor. Ancak tarihçiler ve yerel hafıza çalışmaları, onun tekil bir biyografiden çok, <strong data-start="1794" data-end="1840">binlerce Anadolu kadınının ortak kimliğini</strong> temsil ettiğine dikkat çekiyor. Cepheye mühimmat taşıyan, erzak sevk eden ve ordunun arka planını ayakta tutan kadınların simgesel adı olarak anılıyor.</p>
<p data-start="1994" data-end="2323"><strong data-start="1994" data-end="2025">Cephe Gerisinin Hayati Rolü</strong><br>Uzmanlar, cephane ve erzak cepheye ulaşmadan askeri başarının mümkün olmadığını vurgularken, Gamalı Fatma gibi isimlerin bu süreçte üstlendiği rolün stratejik önemine işaret ediyor. Savaşın yalnızca silahla değil, <strong data-start="2240" data-end="2271">taşıyan, üreten ve sabreden</strong> insanların emeğiyle kazanıldığına dikkat çekiliyor.</p>
<p data-start="2325" data-end="2647"><strong data-start="2325" data-end="2357">Hafızalarda Yaşayan Bir İsim</strong><br>Adına büyük törenler düzenlenmemiş, ders kitaplarında geniş yer bulmamış olsa da Gamalı Fatma, Milli Mücadele’nin görünmeyen damarlarında yürüyen kahramanlar arasında anılıyor. Tarihsel anlatılarda, Anadolu kadınının cephe gerisindeki fedakârlığının simgelerinden biri olarak hatırlanıyor.</p>
<p data-start="2649" data-end="2778"></p>
<p></p>
<p><b>Ajans Expres Gazetesi</b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>İstiklal Yolu’nun Sessiz Kahramanı Şerife Bacı Cephaneyi Korurken Kastamonu’da Şehit Düştü</title>
<link>https://www.ajansexpres.com.tr/istiklal-yolunun-sessiz-kahramani-serife-baci-cephaneyi-korurken-kastamonuda-sehit-dustu</link>
<guid>https://www.ajansexpres.com.tr/istiklal-yolunun-sessiz-kahramani-serife-baci-cephaneyi-korurken-kastamonuda-sehit-dustu</guid>
<description><![CDATA[ 1921 kışında İnebolu’dan Ankara’ya uzanan İstiklal Yolu’nda cephane taşıyan Şerife Bacı, dondurucu soğukta mühimmatı ıslanmaması için battaniyesiyle örterek kendi canını feda etti. Kastamonu’da donarak şehit olan Şerife Bacı, Milli Mücadele’nin vicdanlara kazınan kadın kahramanları arasında yer alıyor. ]]></description>
<enclosure url="https://www.ajansexpres.com.tr/uploads/images/202601/image_870x580_696e8c4a7d532.webp" length="43900" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 23 Jan 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>HABER SEFİ</dc:creator>
<media:keywords>şerife bacı kimdir, istiklal yolu kastamonu, inebolu ankara cephane hattı, kurtuluş savaşı kadın kahramanları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><br>Milli Mücadele yıllarında cephe gerisinde yürütülen lojistik mücadelenin simge isimlerinden <strong data-start="535" data-end="550">Şerife Bacı</strong>, 1921’in sert kış koşullarında Kastamonu’da gösterdiği fedakârlıkla Türk tarihine geçti. İnebolu’dan Ankara’ya uzanan ve cephelerin yaşamsal hattı olan <strong data-start="703" data-end="720">İstiklal Yolu</strong>, o günlerde yalnızca bir ulaşım güzergâhı değil, bir milletin kader yoluydu.</p>
<p></p>
<p data-start="799" data-end="1143"><strong data-start="799" data-end="843">İstiklal Yolu’nda Hayat Taşıyan Kağnılar</strong><br>Cephedeki askerlerin silah ve mühimmat ihtiyacının karşılanması için İnebolu Limanı’ndan alınan cephaneler, Kastamonu üzerinden Ankara’ya kağnılarla taşındı. Bu zorlu hatta görev alan isimlerden biri olan Şerife Bacı, cephaneleri kağnısına yükleyerek yola çıktı. Yanında ise kundaktaki bebeği vardı.</p>
<p data-start="1145" data-end="1488"><strong data-start="1145" data-end="1194">Cephaneyi Korumak İçin Kendi Canını Feda Etti</strong><br>1921 kışında karın diz boyu olduğu, geceleri ayazın iliklere işlediği yolculuk sırasında Şerife Bacı, cephanenin ıslanmaması için <strong data-start="1325" data-end="1402">battaniyesini kendi üzerinden alarak mühimmat sandıklarının üzerine örttü</strong>. Soğuk şiddetlendikçe yoluna devam eden Şerife Bacı, sabaha karşı donarak şehit oldu.</p>
<p data-start="1490" data-end="1804"><strong data-start="1490" data-end="1539">Sabah Ortaya Çıkan Manzara Hafızalara Kazındı</strong><br>Şerife Bacı bulunduğunda cephanelerin zarar görmediği, bebeğin hayatta olduğu tespit edildi. Bu tablo, Milli Mücadele tarihinde fedakârlığın en çarpıcı örneklerinden biri olarak kayıtlara geçti. Şerife Bacı’nın canı pahasına koruduğu mühimmat, cepheye ulaştırıldı.</p>
<p data-start="1806" data-end="2165"><strong data-start="1806" data-end="1838">Sessiz Kahramanlığın Sembolü</strong><br>Şerife Bacı, herhangi bir rütbe taşımadı, resmi bir görev unvanı almadı. Ancak Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında cephe gerisinde üstlenilen hayati rolün sembol isimlerinden biri oldu. Kastamonu’da adına dikilen <strong data-start="2051" data-end="2072">Şerife Bacı Anıtı</strong>, onun fedakârlığını simgelerken, asıl hatırasının milletin vicdanında yaşadığı vurgulanıyor.</p>
<p data-start="2167" data-end="2287"></p>
<p></p>
<p><b>Ajans Expres Gazetesi</b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Aziziye Direnişinin Simgesi Nene Hatun Bir Annenin Cesaretiyle Yazılan Destan Olarak Hafızalarda Yaşıyor</title>
<link>https://www.ajansexpres.com.tr/aziziye-direnisinin-simgesi-nene-hatun-bir-annenin-cesaretiyle-yazilan-destan-olarak-hafizalarda-yasiyor</link>
<guid>https://www.ajansexpres.com.tr/aziziye-direnisinin-simgesi-nene-hatun-bir-annenin-cesaretiyle-yazilan-destan-olarak-hafizalarda-yasiyor</guid>
<description><![CDATA[ 1877 yılında Erzurum’da Aziziye Tabyası’nda yaşanan direnişin sembol ismi Nene Hatun, henüz 20 yaşındayken üç aylık bebeğini geride bırakarak halkla birlikte cepheye koştu. Gösterdiği cesaretle yalnızca bir savunmaya değil, Türk tarihinde unutulmaz bir destana adını yazdırdı. ]]></description>
<enclosure url="https://www.ajansexpres.com.tr/uploads/images/202601/image_870x580_696e8c4a7d532.webp" length="43900" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 22 Jan 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>HABER SEFİ</dc:creator>
<media:keywords>nene hatun kimdir, aziziye tabyası direnişi, erzurum kadın kahramanları, 1877 osmanlı rus savaşı aziziye</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><br>Türk tarihinin en güçlü direniş simgelerinden biri olan <strong data-start="486" data-end="500">Nene Hatun</strong>, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Erzurum’da yaşanan <strong data-start="560" data-end="580">Aziziye Direnişi</strong> ile milletin hafızasına kazındı. Aziziye Tabyası’na yönelik baskın, yalnızca askeri bir saldırı değil, halkın onuruna yönelmiş bir tehdit olarak tarihe geçti.</p>
<p></p>
<p data-start="741" data-end="1074"><strong data-start="741" data-end="770">Aziziye’ye Koşan Bir Anne</strong><br>1877 yılında Erzurum’un işgal tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı günlerde, camilerden yükselen çağrı kadın erkek demeden halkı ayağa kaldırdı. O sırada 20 yaşında olan ve evinde üç aylık bebeği bulunan Nene Hatun, tereddüt etmeden bebeğini emanet ederek eline bir satır aldı ve Aziziye Tabyası’na koştu.</p>
<p data-start="1076" data-end="1438"><strong data-start="1076" data-end="1109">Halk Direnişinin Sembolü Oldu</strong><br>Aziziye’de yaşananlar, sıradan bir çatışmanın ötesine geçti. Nene Hatun, askerlerle birlikte omuz omuza çarpıştı, çatışmalar sırasında yaralandı ancak geri çekilmedi. Gösterdiği direnç, Erzurum halkının kararlılığını simgelerken, Aziziye savunması da yalnızca askeri değil, <strong data-start="1384" data-end="1414">toplumsal bir irade zaferi</strong> olarak kayıtlara geçti.</p>
<p data-start="1440" data-end="1841"><strong data-start="1440" data-end="1483">Cumhuriyet Döneminde Simgesel Bir Değer</strong><br>Aradan geçen yıllar içinde imparatorluk yıkıldı, Cumhuriyet kuruldu ancak Nene Hatun’un adı halk arasında yaşamaya devam etti. Mütevazı bir hayat süren Nene Hatun, hiçbir zaman makam ya da ayrıcalık talep etmedi. 1952 yılında devlet tarafından <strong data-start="1728" data-end="1756">“Türk kadınının sembolü”</strong> ilan edildi. Bu dönemde yerli ve yabancı heyetler Erzurum’da kendisini ziyaret etti.</p>
<p data-start="1843" data-end="2195"><strong data-start="1843" data-end="1882">98 Yıllık Bir Ömür, Büyük Bir Miras</strong><br>Nene Hatun, 1955 yılında 98 yaşında hayatını kaybetti. Geride yalnızca uzun bir ömür değil, <strong data-start="1975" data-end="2041">cesaret, fedakârlık ve sorumluluk bilinciyle örülmüş bir miras</strong> bıraktı. Aziziye Direnişi ile özdeşleşen Nene Hatun, bugün de vatan sevgisinin ve kadınların direnişteki rolünün en güçlü sembolleri arasında yer alıyor.</p>
<p data-start="2197" data-end="2312"></p>
<p></p>
<p><b>Ajans Expres Gazetesi</b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kastamonulu Halime Çavuş Kimliğini Gizleyerek Cepheye Katıldı Cephane Hatlarında Tarihe Geçti</title>
<link>https://www.ajansexpres.com.tr/kastamonulu-halime-cavus-kimligini-gizleyerek-cepheye-katildi-cephane-hatlarinda-tarihe-gecti</link>
<guid>https://www.ajansexpres.com.tr/kastamonulu-halime-cavus-kimligini-gizleyerek-cepheye-katildi-cephane-hatlarinda-tarihe-gecti</guid>
<description><![CDATA[ Asıl adı Halime Kocabıyık olan Halime Çavuş, Kurtuluş Savaşı yıllarında kadınların askere alınmadığı bir dönemde kimliğini gizleyerek orduya katıldı. İnebolu–Kastamonu–Ankara hattında mühimmat taşıyan Halime Çavuş, gösterdiği disiplin ve fedakârlıkla Milli Mücadele’nin sessiz kahramanları arasında yer aldı. ]]></description>
<enclosure url="https://www.ajansexpres.com.tr/uploads/images/202601/image_870x580_696e8c4a7d532.webp" length="43900" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 21 Jan 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>HABER SEFİ</dc:creator>
<media:keywords>halime çavuş kimdir, halime kocabıyık hayatı, kastamonu milli mücadele kadın kahramanları, inebolu kastamonu cephane hattı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><br>Milli Mücadele tarihinin az bilinen ancak etkisi büyük isimlerinden <strong data-start="519" data-end="535">Halime Çavuş</strong>, Kurtuluş Savaşı’nda kimliğini gizleyerek cephede görev alan kadın kahramanlar arasında bulunuyor. Asıl adı <strong data-start="644" data-end="664">Halime Kocabıyık</strong> olan Halime Çavuş, 1898 yılında Kastamonu yöresinde dünyaya geldi.</p>
<p></p>
<p data-start="733" data-end="1071"><strong data-start="733" data-end="772">Kimliğini Gizleyerek Orduya Katıldı</strong><br>Kurtuluş Savaşı başladığında genç bir kız olan Halime Kocabıyık, kadınların askere alınmadığı dönemde cephede görev alabilmek için <strong data-start="904" data-end="949">saçlarını keserek erkek kıyafetleri giydi</strong> ve kimliğini gizleyerek orduya katıldı. Bu tercihi, dönemin mevzuatından çok vicdani bir sorumluluk olarak değerlendirdi.</p>
<p data-start="1073" data-end="1488"><strong data-start="1073" data-end="1107">Cephane Hatlarında Zorlu Görev</strong><br>Halime Çavuş, uzun süre boyunca birlikte görev yaptığı asker arkadaşlarının dahi kadın olduğunu bilmediği şekilde cephede yer aldı. <strong data-start="1240" data-end="1277">İnebolu–Kastamonu–Ankara hattında</strong> kağnı kollarıyla taşınan mühimmat sevkiyatlarında görev alan Halime Çavuş, soğuk, açlık ve zorlu arazi koşullarında diğer askerlerle aynı şartlarda çalıştı. Taşınan her cephane sandığında onun da emeği bulundu.</p>
<p data-start="1490" data-end="1750"><strong data-start="1490" data-end="1530">“Çavuş” Lakabı Saygının İfadesi Oldu</strong><br>Gösterdiği disiplin, çalışkanlık ve görev bilinci nedeniyle Halime Kocabıyık, cephede <strong data-start="1617" data-end="1628">“çavuş”</strong> olarak anılmaya başlandı. Bu unvan, resmi bir rütbeden çok, askerler arasında duyulan saygının ifadesi olarak benimsendi.</p>
<p data-start="1752" data-end="2030"><strong data-start="1752" data-end="1786">Savaş Sonrası Sessiz Bir Hayat</strong><br>Savaşın sona ermesi ve gerçek kimliğinin ortaya çıkmasının ardından Halime Çavuş, herhangi bir makam ya da ayrıcalık talep etmeden köyüne döndü. Mütevazı bir yaşam süren Halime Çavuş, Milli Mücadele’deki katkılarına rağmen sessizliğini korudu.</p>
<p data-start="2032" data-end="2332"><strong data-start="2032" data-end="2058">Tarihe Bırakılan Miras</strong><br>Halime Çavuş, adını gizleyerek katıldığı Milli Mücadele ile <strong data-start="2119" data-end="2169">sorumluluk bilincinin ve yurttaşlık iradesinin</strong> simgelerinden biri olarak anılıyor. Yerel tarih çalışmalarında ve kadın kahramanlar arasında, fedakârlığı ve kararlılığıyla öne çıkan isimler arasında yer alıyor.</p>
<p data-start="2334" data-end="2467"></p>
<p></p>
<p><b>Ajans Expres Gazetesi</b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kurtuluş Savaşı’nın Cephede Yükselen Kadın Komutanı Üsteğmen Kara Fatma Mücadelesiyle Tarihe Geçti</title>
<link>https://www.ajansexpres.com.tr/kurtulus-savasinin-cephede-yukselen-kadin-komutani-ustegmen-kara-fatma-mucadelesiyle-tarihe-gecti</link>
<guid>https://www.ajansexpres.com.tr/kurtulus-savasinin-cephede-yukselen-kadin-komutani-ustegmen-kara-fatma-mucadelesiyle-tarihe-gecti</guid>
<description><![CDATA[ Asıl adı Fatma Seher Erden olan Kara Fatma, Kurtuluş Savaşı’nda Batı Cephesi’nde fiilen savaşarak onbaşılıktan üsteğmenliğe yükselen ender kadın komutanlardan biri oldu. Erzurum’dan başlayan yaşamı cephelerde şekillenen Kara Fatma, askeri başarıları, örgütleyici gücü ve kararlılığıyla Milli Mücadele tarihine adını yazdırdı. ]]></description>
<enclosure url="https://www.ajansexpres.com.tr/uploads/images/202601/image_870x580_696e8c4a7d532.webp" length="43900" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>HABER SEFİ</dc:creator>
<media:keywords>kara fatma kimdir, fatma seher erden hayatı, kurtuluş savaşı kadın komutanları, batı cephesi kadın kahramanları</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><br>Kurtuluş Savaşı’nın simge isimlerinden <strong data-start="512" data-end="542">Üsteğmen Fatma Seher Erden</strong>, bilinen adıyla <strong data-start="559" data-end="573">Kara Fatma</strong>, cephede gösterdiği fiili mücadele ve liderlik vasfıyla Türk tarihinin öne çıkan kadın kahramanları arasında yer alıyor. Kara Fatma, yalnızca savaşan bir asker değil, aynı zamanda birliğini kuran ve yöneten bir komutan olarak kayıtlara geçti.</p>
<p></p>
<p data-start="818" data-end="1187"><strong data-start="818" data-end="853">Cephelerle Şekillenen Bir Hayat</strong><br>1888 yılında Erzurum’da dünyaya gelen Fatma Seher Erden, genç yaşlardan itibaren savaş ortamının içinde yer aldı. Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı yıllarında cephe gerçeğiyle tanışan Erden, eşini Sarıkamış Harekâtı’nda kaybetti. Yaşadığı kayba rağmen mücadeleden geri çekilmedi ve Milli Mücadele sürecinde aktif rol üstlendi.</p>
<p data-start="1189" data-end="1633"><strong data-start="1189" data-end="1221">“Cephede Savaşmak İstiyorum”</strong><br>1919 yılında Sivas’ta Mustafa Kemal Paşa’nın huzuruna çıkarak cephede görev almak istediğini dile getiren Kara Fatma, aldığı izinle kendi birliğini kurdu. Batı Cephesi’nde faaliyet gösteren birlikle birlikte <strong data-start="1430" data-end="1462">İnönü, Sakarya ve Dumlupınar</strong> muharebelerinde görev aldı. Yüzlerce erkek ve kadını etrafında toplayarak sevk ve idare eden Kara Fatma, cephede hem düşmanla hem de toplumsal önyargılarla mücadele etti.</p>
<p data-start="1635" data-end="1954"><strong data-start="1635" data-end="1664">Onbaşılıktan Üsteğmenliğe</strong><br>Cephede gösterdiği başarılar sonucunda <strong data-start="1704" data-end="1733">onbaşılıktan üsteğmenliğe</strong> kadar yükselen Kara Fatma, bu yönüyle askeri tarihte nadir görülen bir kariyere imza attı. Kaynaklarda, disiplinli yapısı, cesareti ve örgütleyici yeteneğiyle komuta kademesinde dikkat çeken bir isim olduğu vurgulanıyor.</p>
<p data-start="1956" data-end="2266"><strong data-start="1956" data-end="1990">Savaştan Sonra Gelen Sessizlik</strong><br>Savaşın ardından birçok Milli Mücadele kahramanı gibi Kara Fatma da uzun yıllar kamuoyunun gündeminden uzak kaldı. Aldığı maaşı Kızılay’a bağışladığı, yaşamının son dönemlerinde ise maddi sıkıntılar yaşadığı kaydedildi. Kara Fatma, 1955 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti.</p>
<p data-start="2268" data-end="2568"><strong data-start="2268" data-end="2294">Tarihe Bırakılan Miras</strong><br>Üsteğmen Kara Fatma, geride yalnızca bir askeri rütbe değil, <strong data-start="2356" data-end="2398">“vatan sevgisinin cinsiyet tanımadığı”</strong> yönündeki güçlü mirası bıraktı. Kadınların cephede ve toplumsal hayatta üstlenebileceği rolün somut örneklerinden biri olarak, Milli Mücadele tarihindeki yerini koruyor.</p>
<p data-start="2570" data-end="2692"></p>
<p></p>
<p><b>Ajans Expres Gazetesi</b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Kastamonulu Milli Mücadele Kahramanı Hafız Selman İzbeli Cephe Gerisinde Kadınları Örgütledi Cumhuriyet’te Yerel Yönetimde Öncü Oldu</title>
<link>https://www.ajansexpres.com.tr/kastamonulu-milli-mucadele-kahramani-hafiz-selman-izbeli-cephe-gerisinde-kadinlari-orgutledi-cumhuriyette-yerel-yoenetimde-oncu-oldu</link>
<guid>https://www.ajansexpres.com.tr/kastamonulu-milli-mucadele-kahramani-hafiz-selman-izbeli-cephe-gerisinde-kadinlari-orgutledi-cumhuriyette-yerel-yoenetimde-oncu-oldu</guid>
<description><![CDATA[ Kastamonu’nun saygın ailelerinden gelen Hafız Selman İzbeli, Kurtuluş Savaşı yıllarında cephe gerisinde kadınları örgütleyerek askerlerin ihtiyaçlarının karşılanmasında aktif rol aldı. Cumhuriyet’in ilanından sonra Kastamonu’nun ilk kadın belediye meclis üyesi olan İzbeli, sivil direnişin ve kadınların kamusal hayata katılımının erken dönem simgeleri arasında yer aldı. ]]></description>
<enclosure url="https://www.ajansexpres.com.tr/uploads/images/202601/image_870x580_696e8c4a7d532.webp" length="43900" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 19 Jan 2026 02:15:32 +0300</pubDate>
<dc:creator>HABER SEFİ</dc:creator>
<media:keywords>hafız selman izbeli kimdir, kastamonu milli mücadele kadın kahramanları, müdafaa-i hukuk kadın yapılanması, kastamonu ilk kadın belediye meclis üyesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><br>Kastamonu, Milli Mücadele döneminde cephe gerisinde yürütülen örgütlü dayanışmanın önemli isimlerinden biri olan <strong data-start="666" data-end="689">Hafız Selman İzbeli</strong> ile kadınların tarihsel rolüne dikkat çekiyor. İzbeli, Kurtuluş Savaşı yıllarında doğrudan cephede yer almasa da, yürüttüğü çalışmalarla savaşın sürdürülebilirliğine katkı sunan isimler arasında gösteriliyor.</p>
<p></p>
<p data-start="900" data-end="1447"><strong data-start="900" data-end="948">Kadınları Bir Araya Getiren Örgütlü Mücadele</strong><br>Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kadın yapılanması içinde aktif görev alan Hafız Selman İzbeli, Kastamonu’daki kadınları bir araya getirerek askerler için <strong data-start="1100" data-end="1137">çorap, fanila ve kazak örülmesini</strong>, ihtiyaç malzemelerinin hazırlanmasını ve cepheye ulaştırılmasını organize etti. Şehirden geçen asker kafilelerinin karşılanması, doyurulması ve moral verilmesi çalışmalarında da öncü rol üstlendi. Bu süreç, kaynaklarda Anadolu’daki erken dönem <strong data-start="1383" data-end="1402">“sivil direniş”</strong> örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.</p>
<p data-start="1449" data-end="1872"><strong data-start="1449" data-end="1497">Cumhuriyet’le Birlikte Kamusal Hayatta Kadın</strong><br>Hafız Selman İzbeli’nin mücadelesi, savaş yıllarıyla sınırlı kalmadı. Cumhuriyet’in ilanının ardından yeni rejimin kadınlara tanıdığı hakları fiilen kullanan İzbeli, <strong data-start="1664" data-end="1713">Kastamonu’nun ilk kadın belediye meclis üyesi</strong> oldu. Bu yönüyle yalnızca bir Milli Mücadele gönüllüsü değil, aynı zamanda Cumhuriyet’in toplumsal dönüşüm sürecinde aktif rol alan bir isim olarak öne çıktı.</p>
<p data-start="1874" data-end="2355"><strong data-start="1874" data-end="1920">Atatürk’ün Ziyareti Kaynaklarda Yer Alıyor</strong><br>Arşiv ve yerel kaynaklarda, Mustafa Kemal Atatürk’ün Kastamonu ziyareti sırasında Hafız Selman İzbeli’yi ziyaret ettiğine dair bilgiler bulunuyor. Bu detay, dönemin yerel hafızasında İzbeli’nin <strong data-start="2115" data-end="2145">saygı duyulan bir şahsiyet</strong> olarak kabul edildiğine işaret ediyor. Cumhuriyet’e bağlılığını açıkça dile getiren İzbeli’nin, harf inkılabının ardından yeni alfabeyi öğrenerek çağdaşlaşma sürecine bilinçli biçimde katıldığı da aktarılıyor.</p>
<p data-start="2357" data-end="2738"><strong data-start="2357" data-end="2388">Sessiz Ama Onurlu Bir Miras</strong><br>1 Haziran 1951’de hayatını kaybeden Hafız Selman İzbeli, ardında <strong data-start="2454" data-end="2490">“sessiz ama onurlu bir mücadele”</strong>, örgütlü dayanışma ve sorumluluk alan bir yurttaşlık bilinci bıraktı. Yerel tarih çalışmalarında, kadınların kamusal hayattaki varlığı ve yerel yönetimlerdeki temsili konuşulurken, bu yolun öncülerinden biri olarak anılması gerektiği vurgulanıyor.</p>
<p data-start="2740" data-end="2900"></p>
<p></p>
<p><b>Ajans Expres Gazetesi</b></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Anadolu Üniversitesi’nde Vizyon Tartışması: Akademik Öncelikler ve Tanıtım Tercihleri Gündemde</title>
<link>https://www.ajansexpres.com.tr/anadolu-universitesinde-vizyon-tartismasi-akademik-oncelikler-ve-tanitim-tercihleri-gundemde</link>
<guid>https://www.ajansexpres.com.tr/anadolu-universitesinde-vizyon-tartismasi-akademik-oncelikler-ve-tanitim-tercihleri-gundemde</guid>
<description><![CDATA[ Anadolu Üniversitesi Rektörü Yusuf Adıgüzel’in katıldığı tanıtım ve gazeteci davetleri, üniversitenin akademik vizyonu ve öncelikleri üzerinden eleştirilere konu oldu. Akademisyenler, yükseltme ve atanma kriterleri başta olmak üzere yapısal sorunlar çözülmeden yapılan tanıtım faaliyetlerinin tartışma yarattığını dile getiriyor. ]]></description>
<enclosure url="https://www.ajansexpres.com.tr/uploads/images/202601/image_870x580_696e8c4a7d532.webp" length="43900" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 07 Jan 2026 14:07:47 +0300</pubDate>
<dc:creator>HABER SEFİ</dc:creator>
<media:keywords>anadolu üniversitesi vizyon tartışması, yusuf adıgüzel eleştiriler, akademik yükseltme kriterleri anadolu üniversitesi, eskişehir üniversite gündemi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Anadolu Üniversitesi Rektörü Yusuf Adıgüzel’in ismi yine bir “İstanbul turu” ile anılıyor. Gazeteci davetleri yapılıyor; ama ne davet, ne vizyon… Üç saatlik yolu aşamayan bir “götürdük” refleksiyle, adeta yapılmış sayılan bir görev. Yurt dışı mı? Yok. Oraya gazetecileri götürmek zahmet, İstanbul’a götürmek vitrin.</p>
<p>Belki rektörün haberi yoktur. Ama listeleri hazırlayanların, “kraldan çok kralcı” olmayı marifet saydığı çok belli. Kimin hazırladığını da herkes biliyor. İş habere gelince “Yasemin Hanım arıyor, sizi bekliyoruz”; iş davete gelince “Bana bu listeler geldi” deniliyor. Gelme heveslisi değiliz; mesele bu seçici nezaket. Haber olunca çağır, davet olunca görmezden gel… İşte rahatsız eden tam da bu.</p>
<p>Dahası var. Üniversitenin vizyonu tartışmalı bir noktaya savrulmuş durumda. Bir zamanlar Açık Öğretim modeliyle dünyaya örnek olan bir kurum, bugün “Kalabak suyuyla kolanya ürettik” diye övünüyor. Bu, bir tanıtım başarısı değil; akademik vizyonun ne kadar aşağıya çekildiğinin işareti. “Kolonya Cumhuriyeti” diye bir film vardı; nedense aklıma o geliyor. Adını dünyaya duyurmuş bir üniversite, bugün kolanya ile gündeme geliyorsa, durup düşünmek gerekir.</p>
<p>Asıl sorunlar orada duruyor. Yeni akademik yapılanma, yükseltme ve atanma kriterleri, doktora yapanların, doçentlik yolundakilerin bir gecede değişen şartlarla karşı karşıya bırakılması… Yıllarını vermiş akademisyenler “yüzüp kuyruğuna gelmişken” yeni barajlarla yüz yüze. Bir, iki, üç hatta dört yıl önce alınmış kararların gölgesinde emek verenlere ne olacak? Hocalarla konuşuyoruz; hepsi şikâyetçi. Bu meseleler çözülmeden yapılan her vitrin, göz boyamadan öteye geçmiyor.</p>
<p>Danışmanlık makamındakilere de bir çift söz var. Danışmansanız, danışman gibi davranın; rektör gibi değil. İsim vermeye gerek yok; üniversite kulisleri kimin neyi temsil ettiğini zaten biliyor. Ve rektöre çağrım net: Buna müsaade etmeyin. Ederseniz, üniversitenin vizyonu “kolonya üniversitesi” etiketine hapsolur.</p>
<p>Gazetecileri İstanbul’a götürmekle vizyon yükselmez. Akademik sorunları çözmekle yükselir. Dünya markası olmuş bir üniversite, dünya çapında meselelerle gündeme gelmelidir. Aksi, sadece kısa vadeli bir vitrindir; geride kalan ise derin bir hayal kırıklığı.</p>
<p><b>Ajans Expres Gazetesi</b></p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>